İSCOTERA
Blog
4 dk okuma

Küçük İşletme İçin Sunucu Seçimi: Bulut mu, Kendi Sunucu mu?

altyapıişletmekarar rehberi
İscotera Ekibi
Bir veri merkezinde sıra sıra dizilmiş sunucu kabinleri

Bir yazılım yaptırdığınızda, en sonda biri size şu soruyu soruyor: “Nerede çalışsın?” Çoğu işletme sahibi bu noktada “siz bilirsiniz” diyor. Anlaşılır; soru teknik görünüyor. Ama cevabı belirleyen şeyler teknik değil: her ay ne ödeyeceğiniz, bir şey bozulduğunda kimin uğraşacağı ve verinizin kimin elinde duracağı. Bu üçü sizin konunuz. Bu yazı, o “siz bilirsiniz” cümlesini “şunu istiyoruz” cümlesine çevirmek için.

Üç seçenek, sade hâliyle

Kendi sunucunuz. Ofiste bir kasa, ya da bir veri merkezinden kiralanan sizin yönettiğiniz bir makine. Her şey sizin: işletim sistemi, güncellemeler, yedekler, güvenlik. Kontrol tam, sorumluluk da tam.

Bulut. Büyük sağlayıcılardan kullandığınız kadar ödediğiniz sanal makineler ve servisler. Kasanız yok ama makine yine sizin sorumluluğunuzda: işletim sistemi güncellemesi, yedek ayarı, güvenlik duvarı yine birinin işi. Bu “biri” genellikle bizim gibi bir ekip oluyor.

Hazır servis. Veritabanı, kullanıcı girişi, dosya depolama gibi parçaları hazır sunan platformlar; sunucu diye bir şey görmezsiniz. Dernek Asistan’da veritabanı ve yetki katmanı için tam olarak bunu yaptık: Supabase üstünde, küçük bir ekibin sürdürebileceği ve derneğin verisinin derneğe ait kaldığı bir yapı. Bu sitenin kendisi de sunucusuz: statik dosyalar olarak yayınlanıyor, bakılacak bir makine yok.

Bir de dördüncü var ki aslında seçenek değil: yazılımcının kendi hesabında, kendi kartıyla açtığı bir yer. Bunu son bölüme sakladık.

Aylık maliyet: faturaya değil, toplama bakın

Kendi sunucu en ucuz görünür: kasa bir kez alınır, elektrik az tutar. Eksik olan kalemler şunlar: kasanın üç dört yılda bir yenilenmesi, kesintisiz güç, bozulduğunda yerine geçecek makine, ve en pahalısı, ona bakan kişinin zamanı. Küçük bir işletmede o kişi çoğu zaman yoktur; işi patron ya da en teknik çalışan üstlenir ve bu saatler hiçbir faturada görünmez.

Bulut, aylık faturayla gelir ve fatura büyüyebilir; ama en az bir avantajı var: yanlış boyut aldıysanız bir tıkla küçültürsünüz. Kasada bu mümkün değil. Küçük ölçekte bulut faturası çoğu zaman bir çalışanın birkaç saatlik maaşından azdır. Karşılaştırma bu şekilde yapılınca “pahalı” kelimesi değişiyor.

Hazır servis çoğu zaman ücretsiz ya da düşük bir paketle başlar, kullanım büyüdükçe fiyatı büyür. Küçük işletmenin yıllarca o ilk paketlerde kalması sık görülür. Dikkat edilecek nokta, hangi eşikten sonra fiyatın ne olduğunu baştan bilmek.

Bakım yükü: gece üçte kim uyanacak?

Bu sorunun cevabı seçiminizi belirler. Kendi sunucuda cevap “siz” ya da “sizin adınıza biri”. Güncellemeler, güvenlik yamaları, dolan diskler, alınmayan yedekler; hepsi bir insanın takvimine bağlı. Takvim aksarsa sistem aksar.

Bulutta makine yine sizindir ama etrafındaki her şey sağlayıcının: elektrik, ağ, donanım arızası. Kalan iş azalır ama sıfırlanmaz.

Hazır serviste bakım büyük ölçüde sağlayıcıya geçer. Sizin tarafta kalan, uygulamanın kendisi. Küçük işletme için bu genellikle en doğru dağılım: işi bilen az sayıda insan, işe bakar; makineye değil.

Bir uyarı: “bakım yok” diye bir şey yoktur. Hazır serviste bile uygulamanın kullandığı kütüphaneler eskir, servis kendi kurallarını değiştirir, bir gün bir e-posta gelir “şu tarihten sonra bu sürüm desteklenmeyecek” der. O e-postayı okuyup gereğini yapacak biri olmalı. Bakım anlaşması dediğimiz şey tam olarak bu.

Verinin sahibi: en önemli soru, en az sorulan

Bir yazılımın nerede çalıştığından daha önemli olan, verinin kimin hesabında durduğu. Şu senaryoyu düşünün: yazılımcınızla yollar ayrıldı. Sistem çalışmaya devam ediyor mu? Veritabanına siz girebiliyor musunuz? Alan adı kimin üstüne?

Bunun cevabı “evet, bizim” değilse, seçtiğiniz altyapının türü hiç önemli değil. Kendi sunucunuz da olsa, şifreleri başkası tutuyorsa sizin değil.

Bizim kuralımız basit ve hizmet sayfalarımızda da yazıyor: alan adı, barındırma ve servis hesapları müşterinin adına açılır. Fatura ona gider, şifreler onda durur, biz yetkili kullanıcı olarak çalışırız. Bir gün bizsiz devam etmek isterseniz yetkimizi kaldırırsınız; sistem yerinde durur. Bunu her yazılımcıdan isteyin; itiraz eden varsa nedenini sorun.

Peki hangisi?

Kestirme bir cevap istiyorsanız, küçük işletme için sıralama genellikle şöyle:

  1. Hazır servis, uygulamanız standart parçalardan oluşuyorsa (veri, kullanıcı, dosya). Çoğu iş uygulaması böyledir.
  2. Bulut, hazır servisin karşılamadığı özel bir ihtiyacınız varsa; ya da veri kuralları belli bir ülkede tutulmasını gerektiriyorsa.
  3. Kendi sunucu, bunu yönetecek insanınız zaten varsa ve verinin fiziksel olarak sizde durması bir zorunluluksa. Bu iki şart aynı anda nadiren sağlanıyor.

Sıralama kesin değil; sizin işinizde bulut önde çıkabilir. Ama karar verirken sorulacak üç soru hep aynı: ayda toplam ne ödeyeceğim, bozulunca kim uğraşacak, hesaplar kimin üstüne. Bu üçüne net cevap alamadığınız bir teklifi bekletin.

Elinizde şu an çalışan bir sistem varsa ve bu sorulardan bir ikisinin cevabını bilmiyorsanız, yazın; mevcut durumu birlikte çıkaralım. Çoğu zaman bir şeyi taşımak gerekmiyor, sadece hesapların kimde olduğunu düzeltmek yetiyor.

Diğer yazılar